Koroner arterler, kalp dokusunu besleyen damarlardır. Ana aort damarından ilk olarak çıkan ve kanın tüm vücuda taşınmasını sağlayan damarlardır. Temel olarak 3 adet ana koroner arter ve bunlardan çıkan yan damarlarla beraber kalbin beslenmesini sağlarlar.
Dünya sağlık örgütü verilerine göre, tüm dünyada en çok ölüm nedeni kalp-damar hastalıklarıdır. Kalp-damar hastalıklarından kaynaklı ölümlerin yaklaşık olarak yarısı kalp hastalıklarından meydana gelmektedir. Ülkemizde TUİK’in en son açıkladığı verilere baktığımızda ise dünya verilerine göre benzer bir tablo görmekteyiz. Ülkemizde ölen her 100 kişiden 34 ü kalp hastalıklarından yaşamını yitirmekte, bunların da yarısı koroner arter hastalığından ölmektedir. Koroner arter hastalığı, erişkinlerde en sık görülen kalp hastalığıdır. Hastalığın oluşturduğu hayati risk nedeniyle erken fark edilmez ve önlem alınmaz ise kalp krizine doğru gidecek süreç yaşanabilmektedir. Erken tanı ve sonrasında alınan önlemler neticesinde hastalığın oluşma riski, kalpte yaratabileceği hasar oranın düşürülebilmektedir. Yazının devamında ve aşağıdaki videoda kroner arter hastalığı nedir, belirtileri nelerdir ve tedavisi nasıl yapılmaktadır detaylıca anlattım.
Koroner Arter Hastalığı Nedir?
Koroner arter hastalığı (KAH), koroner damarların çeşitli nedenlerle tıkanması veya kalp dokularının bu damarlar üzerinden beslenmesinin yetersiz kalması sonucunda kalp dokusundaki hücrelerin hasara uğrayarak görevini yerine getirememesi durumudur.

Koroner Arter Hastalığı Türleri Nelerdir?
Koroner arter hastalığının iki ana türü bulunmaktadır. Bu türler aşağıdaki gibi sıralanmaktadır:
Kronik (Stabil) Koroner Arter Hastalığı
Kalp damarlarında kolesterol birikimleri başladığında uzun süre semptomsuz gidebilir. (Resim 1) Bu darlıkların derecesi genelde %70 ve üzerine çıktığındaysa hastada göğüs ağrısı, çarpıntı, erken yorulma, terleme gibi şikayetler yapmaya başlar. Stabil (kronik) koroner arter hastalığında bu şikayetler istirahatte olmaz, eforla başlar. Şikayetlerin dozu ve karakteri değişmez aynen devam eder. Örneğin hastada hep benzer mesafeleri yürüdüğünde göğüs ağrısı başlar ve dinlenmekle kendiliğinden geçer. Tedavi olarak başlangıçta ilaç tedavisi başlanıp hastanın durumuna göre girişimsel tedaviler daha sonra planlanabilir.

Akut (Stabil olmayan ) Koroner Arter Hastalığı
Akut koroner arter hastalıklarında isminden de anlaşılacağı gibi damar içinde yeni gelişen bir tıkanma söz konusudur. Çoğunlukla hastanın damarlarında mevcut olan darlıkların üzerinde aniden pıhtı oluşumu ve bunun neticesinde damarlarda tam veya tama yakın tıkanma olması durumudur. Hastalarda stabil koroner arter hastalığından farklı olarak istirahatte veya minimal eforla başlayan, damar genişletici ilaçlara cevap vermeyen göğüs ağrısı mevcuttur. Tedavi olarak mutlaka hasta hastaneye yatırılıp erken girişimsel tedaviler planlanır.
Koroner Arter Hastalığı Belirtileri (Semptomları) Nelerdir?
Koroner arter hastalığı belirtileri birden fazla olsa da hastalığın en tipik belirtisi göğüs ağrısıdır. Eforla gelen, dinlenmekle geçen (kalp krizi durumlarında göğüs ağrısı istirahatte başlayıp sürekli olabilir) göğüs orta hattında baskı şeklinde bir ağrıdır. Çeneye sol kola sırta ve mideye yayılabilir. Ancak özellikle sağ koroner arter tıkanıklığına bağlı kalp krizlerinde; ilaçlara cevap vermeyen mide ağrısı, gaz, şişkinlik ve devamlı geğirme hissi şeklinde de semptomlar olabilir. Bunun dışında terleme, bulantı kusma, çarpıntı, bayılma, nefes darlığı, yorgunluk gibi semptomlar da koroner kalp hastalığı belirtisi olabilir. Bu belirtilerden birini yada birkaçını göstermeniz durumunda kardiyoloji uzmanına (kardiyolog) görünmenizi önerebilirim.
Koroner Arter Hastalığı Risk Faktörleri Nelerdir?
- Yaş: Erkeklerde 45 yaşın üstü olmak, kadınlarda 55 yaşın üstü olmak veya erken menopoza girmek yaşa bağlı faktörlerdendir.
- Cinsiyet: Genç erişkinlerde erkeklerde daha sıktır ancak menopoz sonrası kadın-erkek görülme oranı eşitlenir.
- Aile öyküsü: Birinci derecede (anne, baba, kardeş) akrabalarda (kadın 65 yaş, erkek 55 yaşından önce) kalp damar hastalığı görülmesi önemli bir risk faktörüdür.
- Sigara
- Obezite: Vücut kitle indeksinin (kg olarak ağırlığın, metre olarak boyun karesine bölünmesiyle elde edilmektedir. (VKİ: kg/m2). VKİ’nin 25’in üzerinde olması veya bel çevresinin erkeklerde 102 cm, kadınlarda ise 88 cm’nin üzerinde olması kroner arter riskini artırmaktadır. Obezite yalnızca kalp damar hastalığı riskini artırmakla kalmayıp bunun yanında; şeker hastalığı, hiperlipidemi ve hipertansiyon riskini de artırmaktadır.
- Hipertansiyon
- Hiperlipidemi Total kolesterolün 200 mg/dl’den kötü kolesterolün (LDL-kolesterol) 130 mg/dl’den fazla olması. İyi kolesterolün (HDL kolesterol) 40 mg/dl’den düşük olması
- Diabetes mellitus (Şeker Hastalığı)
- Stres: Strese uzun süreli maruz kalma, sürekli adrenalin hormonu yüksekliğine neden olup kalbin iş yükünü arttırır.
- Depresyon: Depresif kişilerde kalp damar hastalıkları daha fazla görülür.
- Hareketsizlik: Hareketsiz yaşayan, özellikle masa başı işlerde çalışan kişilerde kalp damar hastalıkları daha çok görülmektedir.
Koroner Arter Hastalığı Tanısı Nasıl Konulmaktadır?
Koroner arter hastalığının tanısında birçok yöntem kullanılmaktadır. Koroner arter hastalığında asıl önemli olan, koroner damarlardaki darlıkların kalp krizine yol açmadan saptanarak gecikmeden tedavi edilmesidir. Tanıda; EKG, ekokardiyografi, egzersiz testi, miyokard perfüzyon sintigrafisi ve koroner BT anjiyografi gibi girişimsel olmayan yöntemler öncelikle uygulanır. Bunların sonucunda koroner damarlarda darlık olabileceğine dair yüksek bir risk oluşursa veya hasta kalp krizi gibi acil bir durumda başvuruşa hastaya koroner anjiyografi yapılır. Başlangıçta koroner anjiyografi yalnızca kasık damarından yapılabilirken son yıllarda vakaların hemen hemen tamamı koldan (radial) anjiyografi şeklinde yapılmaktadır. Böylece hastalarda kanama riski azalırken, hastane yatış süreside oldukça kısalmaktadır.
Koroner Arter Hastalığı Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Koroner arter hastalığı tedavisi üç farklı yöntemle yapılabilmektedir. Bu yöntemleri aşağıda anlattım.
İlaç Tedavisi
Koroner arter hastalığı tedavisinde birincil amaç; henüz hasta olmamış ancak koroner arter hastalığı açısından yüksek risk içeren bireylerin tedavi edilmesidir. Bu gruptaki hastalarda yaşam tarzı değişiklikleri ve mevcut risk faktörlerinin tedavisi çok önemlidir. Özellikle hipertansiyon, diyabet ve kolesterol yüksekliği olan hastalara uygun ilaçlar verilip koroner arter hastası olmaları engellenmeye çalışılmalıdır. Tanı testleri sonrası koroner arter hastalığı saptanan bireylerde temel olarak 3 tedavi yöntemi mevcuttur. Eğer koroner damarlarda saptanan darlıklar hafifse ilaç tedavisi verilir. Bu tedavide temel olarak hastada eğer hipertansiyon, diyabet gibi hastalıkları varsa tedavi edilir, özellikle kötü kolesterol (LDL kolesterol) değeri 70 mg/dl altında tutmak için kolesterol düşürücü ilaç tedavisi verilir. Eğer hastada ciddi bir kanama bozukluğu yoksa mutlaka tedaviye uygun kan sulandırıcı bir ilaç eklenmelidir. Eğer kişinin koroner damarlarındaki darlıklar ciddiyse diğer 2 tedavi yöntemi olan koroner anjiyoplasti veya koroner-bypass tedavisi hastaya önerilir.
Koroner arter hastalığı kişinin mevcut psikolojik durumu fiziksel aktivite ve beslenme alışkanlıklarından büyük oranda etkilenir. Eğer koroner arter hastalığı bakımından riskli gruptaysanız veya hastalığın başlangıç aşamasındaysanız ilaç tedavilerine ek olarak bir takım yaşam tarzı değişiklikleri yapılmalıdır. Yaşam tarzında değişiklikler yaparak hastalığın daha ciddi boyutlara ulaşılması engellenir.
Koroner arter hastalığı önlemeye yönelik yaşam tarzı değişiklikleri şunlardır:
- Sigara ve diğer tütün ürünleri asla kullanılmamalı.
- Haftada en az 3 gün 30 dakikalık tempolu yürüyüşler yapılmalıdır. Yüzme, bisiklete binme, bahçe işleri ve dans gibi aktivitelerde tavsiye edilmektedir. Günde on bin adım hedef olarak koyulmalıdır.
- Kilomuz normal aralıklarda olmalı (Vücut kitle indeksi 18-25 kg/m2 arası tutulmalı).
- Yeterli ve kaliteli uyku alınmalıdır.
- Stresten uzak durulmalıdır.
- Karbonhidrattan fakir, doymuş yağ ve tuz oranı düşük, sebze, meyve, zeytinyağı, omega 3 açısından zengin bir diyet tercih edilip paketlenmiş gıdalardan uzak durulmalıdır.
Koroner Anjiyoplasti
Kalp damarlarında saptanan ciddi darlıklarda, hastayı uyutmadan, lokal anestezi ile kasık veya çoğunlukla kol damarından girilerek kalp damarına ulaşılır. Özel teller vasıtasıyla kalpteki darlıklar geçilir ve bu teller üzerinden balonlar ve stentler kullanılarak darlıkların açılmasına koroner anjiyoplasti denir. Koroner anjiyoplasti önceden yalnızca basit darlıklarda yapılabilirken, gelişen teknolojinin de yardımıyla artık çok damar darlıklarında, aşırı kireçli, tam tıkalı veya kıvrık damarlardaki darlıklarda da; rotablatör (damar içi matkap ile tıraşlama), IVUS (damar içi ultrason), laser-shock wave anjiyoplasti, ilaç salınımlı-kireç kırıcı balonlar, eriyen stentler gibi son teknoloji cihazları da kullanarak başarıyla yapılabilmekte ve hastalar ameliyatsız tedavi edilebilmektedir.
Bypass
Bypass, koroner arterlerde ciddi darlıklar saptandığında ve bu darlıklar ameliyatsız yöntemlerle açılmaya uygun olmadığında uygulanan tedavi yöntemidir. Hastanın göğüs kafesi açılarak kalp damarlarındaki darlıkların ilerisine kanın ulaşmasını sağlayan yeni damarlar ameliyatla eklenir. Son yıllarda minimal invaziv (ufak kesi ile) ve robotik cerrahilerde uygulanmaya başlanmıştır.
Koroner Arter Hastalığı Hakkında Sık Sorulan Sorular
Koroner arter tamamen hastalığı iyileşir mi?
Koroner arter kalp hastalığı kronik bir durum olduğu için tamamen iyileşmesi mümkün değildir. Ancak, hastalığa uygun tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleri ile hastalığın ilerlemesini durdurmak, semptomları hafifletmek ve komplikasyonları önlemek mümkün olabilmektedir.
Bu nedenle, koroner kalp hastalığı olan kişilerin düzenli sağlık kontrollerine gitmeleri, doktorun önerilerini takip etmeleri ve sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmeleri gerekir.
Koroner arter hastalığı tedavi edilmezse ne olur?
Koroner arter hastalığı tedavi edilmezse, damarlarda bulunan darlıklar ilerler ve kalp damarlarında tam tıkanmalara neden olur. Bu da hastanın kalp krizi geçirmesine neden olur. Kalp krizi hayatı tehdit eden bir durumdur ve erken müdehale edilmezse ölümle sonuçlanabilir. Aynı zamanda kalp krizi sonrasında kalp kasındaki hücrelerin ölümüne bağlı olarak kalp yetmezliği ve ritim bozuklukları da gelişebilir.
