Bu yazımda kalp damar hastalıklarının nedenlerinden biri olan, ülkemizde ve dünyada çok yaygın olarak görülen yüksek tansiyon (hipertansiyon) hakkında detaylı bilgiler paylaşacağım.
Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon) Nedir?
Yüksek tansiyon (hipertansiyon) tüm dünyada yaygın olarak görülen rahatsızlıkların başında gelmektedir ve halk dilinde yüksek tansiyon adıyla da bilinmektedir. Yüksek tansiyon (hipertansiyon) tanım olarak en az 10 dk. dinlenme sonrasında ölçülen en az 2 kan basıncı değerinin 140/90 mmHg üzerinde olması durumudur. Türkiye’de yüksek tansiyon (hipertansiyon) görülme sıklığı %31-40 düzeylerinde bulunmuştur. Yani üç kişiden biri hipertansiftir ancak bu kişilerin yaklaşık %40’ı bu durumunu bilmemekte ve bu kişilerin üçte biri ise tedavi almamaktadır. Ülkemizde 65 yaş üzerinde yüksek tansiyon (hipertansiyon) oranı ise %60’lara çıkmaktadır. Yüksek tansiyon (hipertansiyon), kalp ve damar hastalıklarının en önemli önlenebilir nedenlerinden biridir. İlk defa kalp krizi geçiren hastaların yaklaşık %70’inde, ilk defa inme (felç) geçirenlerin hastaların %77’sinde yüksek tansiyon (hipertansiyon) saptanmıştır.
Ne yazık ki kardiyovasküler hastalıklar nedeniyle olan ölümlerin %40,6’sı yüksek tansiyon (hipertansiyon)a atfedilmektedir,
Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon) Türleri Nelerdir?
Esansiyel Primer Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon)
Aslında yüksek tansiyon (hipertansiyon) dendiğinde çoğunlukla bahsedilen yüksek tansiyon (hipertansiyon) tipi esansiyel hipertansiyondur. Esansiyel yüksek tansiyonun (hipertansiyon) nedeni tam olarak bilinmez ve tüm yüksek tansiyon (hipertansiyon) türlerinin yaklaşık %90-95’ini oluşturur.
Pulmoner Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon)
Akciğer ve kalp hastalıklarına ikincil olarak gelişebilen ve kalpten akciğere kirli kanı taşıyan atardamardaki damar içi basıncın yükselme durumudur. Tedavisi klasik yüksek tansiyondan (hipertansiyondan) tamamen farklıdır.
Sekonder (İkincil) Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon)
Tüm yüksek tansiyon (hipertansiyon) vakalarının yaklaşık %5-10 unu oluşturur. Sekonder hipertansiyon (yüksek tansiyon) hastalarında; yüksek tansiyona (hipertansiyon) neden olan bir hastalık vardır. Böbrek hastalıkları, bazı endokrin hastalıklar (feokromasitoma, cushing sendromu, troid hastalıkları), aort koarktasyonu gibi hastalıklar başlıca nedenlerdir.
Beyaz Önlük Yüksek Tansiyonu (Hipertansiyonu)
Hastanın poliklinik şartlarında, hekimin karşısındayken kan basıncının yükselmesi durumudur. Beyaz önlük yüksek tansiyonu (hipertansiyonu) olan kişilerde normalde yüksek tansiyon (hipertansiyon) yoktur. Bu hastaların gerçek yüksek tansiyon (hipertansiyon) hastası olup olmadığını anlamak için; kişinin evde tansiyon takibi yapması ya da 24 saat tansiyon holter monitörizasyonu planlanması gerekir.
Maskeli Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon)
Maskeli yüksek tansiyon (hipertansiyon) hastalarında poliklinik şartlarında ölçülen tansiyon değerleri normaldir. Bu hastalar ev ya da iş hayatında aşırı strese bağlı hipertansif dönemler yaşarlar ve tansiyon takipleri yüksek çıkar. Tedavisi normal yüksek tansiyondaki (hipertansiyon) gibi yapılır.
Labil Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon)
Özellikle duygusal açıdan stabil olmayan hastalarda, anlık duygu durum değişikliklerine bağlı olarak kan basıncının değişmesi durumudur. Kişi üzüntülü ve stresli olduğunda, stres hormonlarına bağlı tansiyonları yükselir. Normal zamanlardaysa kan basınçları normal hatta düşük bile seyredebilir. Bu hastalarda mutlaka psikiyatrik destek alınması istenir
Arteriyel Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon)
Arteriyel yüksek tansiyon (hipertansiyon) klasik yüksek tansiyon (hipertansiyon) yerine de kullanılabilen bir tabirdir ve damar içi basıncın 140/90 mmHg üstü olması durumudur.

Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon) Neden Olan Faktörler Nelerdir?
- Obezite:Aşırı kilosu olanların yaklaşık %40’ında yaştan bağımsız yüksek tansiyon (hipertansiyon) görülmektedir.
- Diyabet (şeker hastalığı): Diyabet; muhtemelen neden olduğu damar sertliği sonrasında damarların gevşeme fonksiyonlarını bozar ve yüksek tansiyon (hipertansiyon) görülme sıklığımı arttırır.
- Sigara-alkol tüketimi:Yüksek tansiyon görülme sıklığı artar.
- Stres:Yüksek tansiyonun ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir.
- Genetik yatkınlık:Yüksek tansiyon hastalarının yaklaşık %60’ının ailesinde de tansiyon yüksekliği görülür.
- Aşırı tuz tüketimi:Yüksek tansiyona yol açan nedenlerden biridir.
- Hareketsiz yaşam biçimi:Hareketsizlik yüksek tansiyon görülme olasılığını artırır.
Ayrıca ailesinde yüksek tansiyon (hipertansiyon) hastası olan 40 yaş üstü kirşler , kalp damar hastalığı olanlar, hamileler, yağlı ve tuzlu besinleri sık tüketenler, diyette yetersiz potasyum, kalsiyum , magnezyum ve protein alanlar, uyku apne sendromu olanlar, böbrek hastaları, doğum kontrol hapları, bazı ağrı kesiciler, steroidler, bazı zayıflama haplarını ve psikiyatrik ilaçları kullanan bireyler, bazı endokrinolojik hastalığı olanlar da (Troid paratiroid, böbrek üstü bezi, hipofiz hastalıkları vs) yüksek tansiyon riski taşır.
Yüksek tansiyon (Hipertansiyon) Belirtileri Nelerdir?
Yüksek tansiyon (hipertansiyon) kimi zaman semptomsuz sinsi bir seyir izlerken çoğu zaman oluşturduğu belirtilerle ben buradayım der. Bu belirtiler aşağıdaki gibidir:
- Baş Ağrısı: Yüksek tansiyonun (hipertansiyon) en sık belirtilerinden biri baş ağrısıdır. Özellikle enseden başlayan başın üst kısmına yayılan ve ağrı kesici alınmasına rağmen geçmeyen zonklayıcı baş ağrısı yüksek tansiyon (hipertansiyon) için tipiktir.
- Geceleri Sık İdrara Çıkma: Yüksek tansiyon (hipertansiyon) hastalarında kimi zaman beraberinde olan böbrek hastalığı kimi zamansa artan böbrek kan akımına bağlı olarak sık idrara çıkma görülebilir.
- Bulanık veya Çift Görme: Özellikle ciddi kan basıncı artışlarında göz dibi ödemi gelişebilir. Bu da görme problemlerine yol açar.
- Kalp Çarpıntısı: Yüksek tansiyonda (hipertansiyon) sık görülen semptomlardandır. Artan kan basıncı ve yüksek tansiyon (hipertansiyon)a ikincil gelişen aritmilerden kaynaklı olabilir.
- Halsizlik ve Yorgunluk: Yüksek tansiyon (hipertansiyon) hastalarında sık görülür.
- Nefes Darlığı: Kan basıncı ciddi ve uzun süre yüksek seyrederse hastada kalp yetmezliğine yol açabilir. Bu da hastalarda nefes darlığı yapabilir.
- Burun Kanaması: Artan kan basıncı nedeniyle burun damarlarında kanama görülür. Hastanın grip nezle olması burun damarlarında genişleme, sümkürme travma yaratıp kanama olması riskini arttırır.
- Kulak Çınlaması: Geçmeyen kulak çınlaması yüksek tansiyon (hipertansiyon) habercisi olabilir.
- Baş Dönmesi, Bulantı Kusma: Yüksek tansiyon (hipertansiyon)a bağlı gelişebilir.
Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon) hangi komplikasyonlara neden olabilir?
Yüksek tansiyonun (hipertansiyon) en çok etkilediği organlar; kalp, beyin, böbrekler, büyük atardamarlar ve gözlerdir. Yüksek tansiyon (hipertansiyon) bu organları etkileyerek ani veya uzun süre içerisinde kalıcı sakatlıklara ve ölümlere yol açabilir. Kan basıncı değerleri, tedaviyle normal sınırlarda tutulursa yüksek tansiyon (hipertansiyon) hastaları yüksek kan basıncının bu zararlı etkilerinden korunabilirler.
Yüksek tansiyon (hipertansiyon)un neden olduğu başlıca komplikasyonlar şunlardır:
- Kalp yetmezliği, kalp kasında kalınlaşma, kalbi besleyen damarlarda daralma (koroner arter hastalığı), kalp krizi (kalp damarlarının tıkanması) ve kalpte ritm bozuklukları görülme riskinde artış,
- Beyin kanaması, şah damarları veya beyin içi damarlarda daralma veya tıkanma sonrasında inme(felç) geçirilmesi,
- Hafıza bozukluğu ve anlama güçlüğü, demans (Daralmış veya tıkalı arterler beyine giden kan akışını kısıtlar, bu da demansın bazı türlerine yol açabilir.),
- Böbrek yetmezliği,
- Görme bozukluğu ve körlük,
- Büyük atardamarlarda genişleme, bu genişlemelerin yırtılması (Örneğin; aort anevrizmaları, aort diseksiyonu),
- Bacak damarlarında daralma veya tıkanma.
- Gebelerde düşük veya erken doğumlar, eklempsi-preeklempsi (gebelik zehirlenmesi) riskinin artışıdır.
Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon) Teşhisi (Tanısı) Nasıl Konulur?
Yüksek tansiyon (hipertansiyon) teşhisi koymak dikkat gerektirir. Hastanın tansiyonu, oturur vaziyette, en az 10 dakika dinlenme sonrasında, stressiz ve en az yarım saat öncesine kadar sigara, kahve, çay veya alkol içmemişken ölçülmelidir. Hasta aç iken ve hemen yemek sonrasında da tansiyon ölçülmemelidir. İlk ölçümde hastanın her iki kolundan tansiyon ölçülmeli ve yüksek olan kol baz alınmalıdır. Kimi zaman hastalar doktoru veya tansiyon aletini gördüklerinde heyecana kapılabilir ve buda yanlış sonuçlara neden olabilir. Böyle durumlarda 24 saatlik tansiyon holter monitörizasyonu yapılmalıdır. Ayrıca yüksek tansiyon (hipertansiyon) teşhisi konulan hastalarda, EKG, ayrıntılı biyokimya ve idrar testleri ile kardiyolojik muayene yapılarak sekonder yüksek tansiyon (hipertansiyon) varlığı araştırılır.
yüksek tansiyonunuz olduğunu düşünüyorsanız bir kardiyoloji uzmanı (kardiyolog) tarafından muayene edilmelisiniz.
Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon) Tedavisi Nasıl Yapılmaktadır?
Yüksek tansiyon (hipertansiyon) tedavisi, yaşam tarzı değişikliği ve ilaç tedavisi olarak 2 ana başlıkta incelenebilir.
Yaşam tarzı değişikliğinde denildiğinde;
- Tuzu azaltmak ve sağlıklı beslenmek (Meyve ve sebze tüketimi artırmak, doymuş ve total yağ tüketimi azaltmak; sakatatlar, kuru meyveler, konserve besinler, turşu, tuzlu kuruyemiş ve zeytin gibi tuz oranı yüksek yiyecekleri az tüketmek).
- Düzenli fiziksel aktivite ve egzersiz yapmak.
- Kiloyu sağlıklı bir seviyede tutmak ve obezite durumunda kilo vermek.
- Sigara ve alkolün bırakılması
- Stres yönetimi sağlamak.
- Kan şekeri ve kolesterolünün kontrolünü sağlamak
- Bol su içip, enerji içecekleri ve kafein içeren içeceklerin alımının sınırlandırılması söylenebilir.
Eğer yaşam tarzı değişiklikleri ile kan basıncı optimal değerlerde tutulamazsa mutlaka ilaç tedavisine geçilir.
Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) İlaçlarının Özellikleri Nelerdir?
Hipertansiyonu olan her hasta için kişiye özel ilaç tedavisi planlanmalıdır. Hastanın mevcut tansiyon değeri, mevcut ek risk faktörleri (kalp yetmezliği, gebelik, diyabet) hipertansiyon (yüksek tansiyon) ilacı seçiminde önemlidir.
Diüretikler
Halk arasında idrar söktürücü olarak da bilinirler. Alındığında böbrekler vasıtasıyla fazladan su ve tuz atımını sağlayarak damar içi volümü azaltır ve tansiyonu düşürürler. Gebelerde kullanılamazlar.
Beta-Blokörler
Kalp atım sayısı ve kalbin pompaladığı kan volümünü azaltarak, kan basıncını düşürürler. Özellikle kalp yetmezliği ve koroner arter hastalığı olanlarda seçkin ilaçlardır.
ACE (Anjiyotensin Dönüştürücü Enzim) İnhibitörleri
ACE İnhibitörleri olarak da adlandırılan bu ilaçlar Anjiyotensin 2 oluşumunu bloke ederler. Böylece damarlarda genişleme ve idrar miktarında artma sağlayarak kan basıncını düşürürler. Gebelerde kullanılmazlar.
Anjiyotensin 2 Reseptör Blokörleri
Bu ilaçlar anjiyotensin 2’nin bağlanacağı reseptörleri bloke ederek damarlarda genişleme sağlarlar. Gebelerde kullanılmazlar.
Kalsiyum Kanal Blokörleri
Kalsiyum minerali vücutta bulunan kas yapılarının kasılmasında görev alır. Bu minerale ait kanalların engellenmesini sağlayan ilaçların kullanımı ile kalp ve damarların yapısında yer alan kas dokusunun aşırı kasılmasının önüne geçerek yüksek tespit edilen kan basıncının tekrar normal seviyelere çekilmesi hedeflenir.
Alfa Blokerler
Damarlar üzerinde bulunan bu reseptörler bloke edilerek damar kasılmasının önüne geçilip damarlarda genişleme yapılmaya çalışılır. Böylelikle kan basıncı düşürülür.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Tansiyon ölçümünden önce en az 10 dakika dinlenmiş olmalı, oturur pozisyonda, sakin ve stressiz bir haldeyken ölçüm yapılmalıdır. Tansiyon ölçümü aç veya hemen yemek sonrasında yapılmamalı, tercihen yarım saat öncesine kadar sigara, çay-kahve içilmemiş olmalıdır. İlk kez ölçüm yaptığımızda her koldan da ölçüm yapılmalı ve yüksek olan ölçüm kabul edilmelidir.
İki kol arasında sistolik (büyük) tansiyon için 15-20 mmHg fark olabilir. Küçük (diyastolik) tansiyon değerlerinde herhangi bir fark olması beklenmez. Bu değerlerin üzerinde kollar arası tansiyon farkı olduğunda mutlaka araştırmak gerekir. Damar sertliği (ateroskleroz) ve bunun sonucunda olan damar tıkanmaları, aort koarktasyonu gibi hastalıklar kollar arası tansiyon farkı yapabilir.
Yüksek tansiyon (hipertansiyon) tedavisi çoğu zaman ömür boyu sürer. Ancak obez ve aşırı tuzlu beslenen hastalar diyetlerine uyup kilo verirlerse yüksek tansiyon (hipertansiyon) ilaçları azaltılarak kesilebilir ve ilaçsız bir hayat yaşayabilirler.
Yüksek tansiyon (hipertansiyon) ilaçları bağımlılık yapan ilaçlar değillerdir. Ancak bu ilaçlar başlandıktan sonra belli aralıklarla mutlaka biyokimya kontrolleri yapılmalıdır.
Stres, yüksek tansiyon (hipertansiyon) için en başta gelen risk faktörlerinden biridir. Yüksek tansiyonu (hipertansiyon) olan hastalarda kimi zaman yalnızca steri kontrol altına alarak bile tedavi sağlanabilmektedir.
Yüksek tansiyonu (hipertansiyonu) düşürmek için mutlaka yaşam tarzı değişikliklerini uygulamamız (sigara-alkolün bırakılması, tuzun azaltılması, hareketli yaşam, spor yapılması vs.) ve doktorumuzun verdiği ilaçları düzenli kullanmamız gerekir.
Optimal şartlarda en az 2 defa ölçülen kan basıncının 140/90 mmHg üzeri olması yüksek tansiyon (hipertansiyon) olarak adlandırılır ve tedavi edilmesi gerekir.
Normalde yüksek tansiyonu (hipertansiyon) olmayıp gebeliğin 20’inci haftasından sonra gelişen ve doğum sonrası birkaç ay içinde kaybolan yüksek tansiyona (hipertansiyona) gebelik yüksek tansiyonu (hipertansiyonu) denilmektedir. Bu kişilerde yüksek tansiyon (hipertansiyon) gelişmesiyle beraber hemen tedaviye başlanır. Normal insanlardan farklı olarak her ilacı gebelerde kullanamayız. Anne karnındaki bebeğe en az etki edecek yüksek tansiyon (hipertansiyon) ilaçları bu hastalarda tercih edilir.
Yüksek tansiyon (hipertansiyon) hastaları gebe kalmadan önce mutlaka doktorlarına danışmalıdır. Tedavide kullanılan bazı ilaçların gebelikte kullanılması bebek için tehlikeli olduğundan gebelik öncesinde ilaç değişimi yapılır. Yüksek tansiyon (hipertansiyon) hastaları gebelik süresince yakından takip edilir. Bu hastalar özellikle aşırı kilo alımı ve tuzlu beslenmeden özellikle kaçınmalıdır. Yüksek tansiyon (hipertansiyon) hastaları erken doğum, düşük ve preeklempsi-eklempsi (gebelik zehirlenmesi) açısından normal kişilere göre daha risklidir.
Emziren anneler tıpkı gebeliklerinde olduğu gibi anne sütüne geçmeyen ve bebek için güvenli ilaçları doktor gözetiminde kullanabilir.
